30 Haziran 2009 Salı

Caretta caretta


Caretta caretta deniz kaplumbağalarının yumurtlamalarını iki yıldan beri izliyorum. Her yıl Meksika körfezinden Akdeniz sahillerine okyanusu aşarak yumurtlamak için geliyorlar. Haziran ayının ortalarında gece yarısı karanlıkta kumsala çıkmakta 10 - 15 metre kadar ilerledikten ve kazdıkları çukura yumurtalarını bırakıp üzerini kapattıktan sonra tekrar denize dönmekteler. İki ay sonra yine karanlıkta kumsalda yumurtadan çıkan yavrular denizin ışıltıltısına doğru hareket ederek suya ulaşmaktalar.

Nesli tükenme tehlikesi ile karşı karşıya olduklarından uluslararası koruma altına alınmışlardır. Yumurtlama döneminden ve yumurtadan çıkma zamanına kadar kumsalda aydınlatma olmamasının sağlanması, yumurtlanan çukurların belirlenerek demir kafes içinde korunması ve üzerine yumurtadan çıkma tarihlerinin etiketlenmesi gerekmektedir. Bu işlemler gönüllü kuruluşlar ve araştırmacı üniversiteler tarafından yapılmaktadır. Benim inceleme yaptığım bölgede koruma ile ilgili bir çalışmaya rastlamadım. Yumurtaların bırakıldığı plaj sabah tırmıklanmakta veya traktörle düzeltilerek şezlonglar kurulmakta idi. Sabahın erken saatlerinde de köpeklerin ve iri yengeçlerin yuvaları açtıklarına da şahit oldum. Orman ve Çevre Bakanlığı'nın koruma görevlerini organize etmesi gerekirken bu konuda çalışma yapan hiç bir görevli göremedim. Şahsi çabalarımla bir şeyler yapmak istediğimde ise bir çok bürokratik engelle karşılaştım.

Caretta caretta fotoğrafını, 20 Haziran 2009 gece yarısı, yumurtladıktan sonra denize dönüş esnasında çektim. Fotoğraf Caretta caretta'nın büyüklüğü hakkında bir fikir vermemekte. Çok iri cüsseli bu kaplumbağa iki kişi tarafından ancak kaldırılabilecek irilikte idi.

Aşağıdaki bilgi de Vikipedi Ansiklopedisindan alınmıştır.


Sini kaplumbağası (Caretta caretta), denizlerde yaşar. Yumurtlamak haricinde karaya hiç çıkmaz. Sırt tarafı kırmızımsı kahverengi alt tarafı ise beyazımsı açık sarı renklidir. Bacakları yüzmeye yarayacak biçimde kürek biçimi almıştır ve dış kenarlarında en fazla 2 tırnak bulunur. Oksijeni havadan almasına rağmen uzun süre su altında kalabilir. Yumurtalarını gece kumsallarda açtıkları çukurlara gömerler. Bir defasında 100 yumurta bırakabilir (162'ye kadar tespit edilmiştir). Yavrular 2 aylık kuluçka döneminden sonra gece vakti yumurtadan çıkarak denize giderler.

Akdeniz sahillerine yayılmıştır. En önemli yumurtlama bölgeleri Belek, Anamur, Köyceğiz, Dalyan sahilleridir. Belek kıyıları, Caretta caretta'ların Akdeniz'deki ikinci (Yunanistan'ın Zakintos adasının ardından) ve Türkiye'nin en büyük yumurtlama alanıdır. 2006 yılı içinde Belek'te ise 1000 civarında, Anamur'da 2007 yılında 1040 adet yuva tespit edilmiş ve koruma altına alınmıştır. Kabuk boyları 1 metre kadar büyüyebilir. Balıklar, kabuklular ve su canlıları (özellikle deniz anaları) ile beslenir.

Yaklaşık 106 milyon yıldır yeryüzünde olduklarını düşünülmektedir. İnsanoğlunun yerleşme ve çoğalma kapasitesi sayesinde bugün sayıları giderek azalmaktadır. Nesli tükenme tehlikesi altında olduğu için koruma altındadır. (Vikipedi ansiklopedisinden)


Bu konuda internet ortamından bazı haberler:

http://www.geobilim.com/2009/06/caretta-nobeti/

http://www.malatyaguncel.com/news_detail.php?id=22084

17 Nisan 2009 Cuma

BOMBUS ARISI








Manavda ve pazarda üzerinde "arı" işareti olan sebze ve meyveleri görmüşünüzdür. 
Bombus arısı dediğimiz bir cins yaban arısı çiçekleri dolaşarak tozlaşmayı hızlandırmaktadır.

Günümüzde birçok ülke seralarda tozlama görevini bombus adı verilen arılara yaptırıyor. Bombus, özellikle sebzecilikte yüksek verim elde etmek amacıyla hormon kullanan üreticilere bir çıkış, hatta kurtarıcı oldu. Bu üreticiler, yetiştirdikleri sebze ve meyvelere hormon uygulayarak yüksek verim peşinde koşarken, umduklarının aksine iş gücü ile üretim maliyetinde artış ve ürün kalitesinde de bir düşüş olduğunu gözlediler. Ayrıca, kimilerinin bilinçsizce hormon kullanması sonucunda insan sağlığı da olumsuz yönde etkilenmişti. Bu arada 1987 yılında Hollanda, Belçika ve Fransa’da, daha sonraki yıllar içinde de İsrail, ABD, Japonya, İspanya ve İngiltere seralarında tozlamada  bombus kullanılmaktadır.Ülkemizde de sebze seracılığında bombus arıları kullanılıyor.

Bombus sayesinde hem daha kaliteli ürün elde ediliyor hem de daha az iş gücü gerekiyor.

Bu arılar, İngilizler’in deyimiyle, para istemeyen, haftanın 7 günü deliler gibi çalışan, sorun çıkartmayan, üstüne üstlük sigorta, vergi gibi sorunları da olmayan, gönüllü işçilerdir.

Bombus, güçlü görünümlü, renkli tüyleri ile tanınan, türdeşlerine göre oldukça iri ve genelde toprak altında yaşayan, bildiğimiz yaban arısının ta kendisidir. Onu, arılar alemindeki diğer arılarla kıyaslayan insanlar "etkin tozlayıcı" diye bir de lakap taktılar. Bunun nedeni, bombusun büyük vücutlu olması ve tüylerine takılan çiçek tozlarını çiçekten çiçeğe taşıyarak tozlamaya yardım etmesi. Bu yumuşak huylu, kin ve nefret duygularından arınmış, kendisini rahatsız edenlere karşı bile en etkin silahı, iğnesini (iğnesini kullanmasının kendi ölümüne yol açacağını bilircesine) kullanma gereği duymayan bombuslar, bütün gün bir çiçekten diğerine durmaksızın dolaşarak, çiçek tozu ve balözü toplarlar.

Uzun dilli (ağız parçaları) türleri ısırma ve yalama gibi etkinlikleri çok iyi becerdiğinden, bombuslar, çoğu böceğin başarmakta zorlandığı bir iş olan, çiçek borusu uzun çiçeklerden de çiçek tozu ve balözü alabilme ayrıcalığına sahiptir. Hatta bazı türler, balözüne ulaşabilmek için önce çiçeğin dış kısmını ısırır ve açtığı delikten ağız parçalarını içeri sokarak kolayca beslenirler.

Bombus arıları koloniler halinde yaşarlar. Sabah erken saatlerden akşam saatlerine kadar çiçekleri dolaşarak çalışırlar. Ömürleri bahar'dan kış başlangıcına kadardır. Kış gelince kolonideki kraliçe arı dışındaki bütün arılar ölürler. Kraliçe arı kış boyunca toprak altındaki yuvasında kış uykusuna yatar. Havaların ısınması ile dışarı çıkıp polen toplar, yuvasını onarır, yumurtlar ve onları büyüterek koloninin faal hale gelmesini sağlar.

Bombus arıları ülkemizin her bölgesinde görülür. Avrupa'da sera tozlaşmasındaki rölünün keşfedilmesinden sonra tabii ortamdan bombusların toplanması yasaklanmış ve koruma altına alınmıştır. Avrupada koruma altına alındıktan sonra Türkiye'den bombus arıları toplanmaya ve yurt dışına yollanmaya başlanmıştır. Daha sonraları bombusların yurt dışına gönderilmesi yasaklanmıştır.

Ülkemizde seralarımızda bombusların kullanımı yaygınlaşmaktadır. 

Laboratuvar ortamında üretilip paket olarak pazarlanan ticari tip bombus arıları sadece bir ay yaşayabilmektedirler. Çoğunluğu Hollanda menşeilidir.   





Paket olarak satılan bombus arıları ve etiketi.

10 Nisan 2009 Cuma

Bahar Dalları ve Ankara

                                                        Bahar dalı - Badem çiçeği
                                                                          Kuğulu Park
                                                           Bahar dalı - Erik çiçeği
                                                    Bahar dalı - Süs eriği çiçeği


Nisan 2009 başlarında Ankara'da çektiğim "Bahar Dalları ve Ankara" fotoğraflarımı izleyebilirsiniz.

Slayt show olarak izlemek için lütfen tıklayınız:


7 Nisan 2009 Salı

BEYDAĞLARINA BİR GEZİ


Merhaba,
Kemer, Ulupınar, Beycik, Beydağları, Altınyaka-Gödene ve Kumluca güzergâhını izleyerek gerçekleştirdiğim zevkli ve zor bir gezide çektiğim fotoğrafları aşağıdaki link adresinde sizinle paylaşıyorum. 21.03.2009
Sevgilerimle,
Mehmet HAMURKÂROĞLU

Adres:

6 Nisan 2009 Pazartesi

YABAN ÇİÇEKLERİM - MART 2009


Merhaba, 
Mart 2009'da Kumluca, Mavikent Beldesi Karaöz Köyü civarında çektiğim "Yaban Çiçekleri Mart 2009" albümümü takdim ediyorum.
İyi izlemeler.

"Yaban Çiçeklerim Mart 2007" albümü için aşağıdaki link adresini tıklayınız:

4 Nisan 2009 Cumartesi

BAHÇE ÇİÇEKLERİ - MART 2009


Merhaba,
Yaban çiçekleri ilgi alanıma girmektedir. Türkiye yaban çiçekleri bakımından çok zengindir. Dağ bayır dolaşarak yaban çiçeklerini görüntüler, araştırarak türlerini ve özelliklerini tespit ederim.
Çiçek fotoğrafları çekmeye başladığım yıllarda yaban çiçekleri ile kültür çiçeklerini ayırım yapmadan çeker, slayt gösterileri yaparak dostlarımla paylaşırdım. Benim çiçek fotoğraflarına olan merakımı duyan Ankara'daki Japon ilkokulu (şimdi Ankara'dan taşındı) yöneticisi slayt gösterisi yapmam için beni okullarına davet etti. Talebelerin yanında birkaç Japon konukları da orada idi. Gösterimden sonra konuklardan birisi Türkiye'ye yaban çiçeklerini ve endemik türleri araştırmak için geldiğini, bu konuda bir kitap yazmakta olduğunu ve benden fotoğraf temin etmem konusunda yardım istedi. O anda çok utandım. Yaban çiçeklerinin ne adlarını  ne de Avrupa'da bu konuda en zengin ülke durumunda olduğumuzu bilmiyordum. O günden sonra Türkiye'deki yaban çiçekleri konusunda araştırmalara başlam. Yerli ve yabancı kitapları okudum. Dağ bayır dolaşarak fotoğraflamaya başladım. Ülkemin bu konuda ne kadar zengin olduğunu, her bir çiçeğimizin bizlere geçmişten gelen tabiat mirası olduğunu ve korunmaları gerektiğini  öğrenmiş oldum. Gerek resmi makamların ve gerekse halkımızın da bu konularda bilgisiz olduğunu, çiçeklerimizin yağmalanmalarına seyirci kaldıklarını da tespit ettim. 
Daha önceki blog sayfalarımda size yaban çiçeklerimizden bazılarını tanıtmıştım. Şimdi geçtiğimiz Mart ayında Finike, Kumluca, Kemer ve KARAÖZ KÖYÜ'nde bahçelerde çektiğim kültür çiçeklerimizden oluşan albümü takdim edeceğim. Aşağıdaki link adresine tıklayarak albümü izleyebilirsiniz.
Sevgilerimle,
Mehmet HAMURKÂROĞLU

14 Şubat 2009 Cumartesi

KARA YOSUNU

Kara yosunları

Nemli bir arazide dolaşırken taş aralıklarında ağaç kabuklarında kuytu yerlerde yeşilin değişik tonlarında gördüğünüz yama ve kadife şeklindeki kara yosunlarını hiç yakından izlediniz mi?   Çıplak göz ile yeşil bir leke olarak görebildiğiniz kara yosununu bir mercek ile izlerseniz çok miktarda gösterişli yapraklardan oluştuğunu tespit edersiniz. Birçoğumuzun üzerine basıp geçtiği kara yosununun bu kadar güzel olduğunu bilmiyordunuz.  Yakından incelendiğinde çok ilginç özelliklere ve güzelliklere sahip olduğu görülecektir.  Yukarıdaki kara yosununun fotoğrafını  makro olarak çektim. Üzerine tıklayarak daha yakından izleyebilirsiniz. Yorumunuzu bekliyorum.

 Kara yosunları( bryophytal) damarsız bitkilerdendir. Su bitkileri arasındaki geçit formunu oluşturur.  Kara yosunları, su yosunlarından farklı olarak karada yaşamalarına rağmen iletim demetleri (damarları) olmadığı için nemli ve suya yakın yerlerde yaşarlar. Gövdeleri incedir ve üzerinde yaprakları bulunur. Bulundukları yüzeyi kadife gibi kaplarlar. Aktif olarak büyüyebilmeleri için genellikle nemli ortama ihtiyaç duyarlar. Yoğun koloniler ve yataklar halinde yaşarlar. Gerçek anlamda kökleri yoktur ama köke benzer rizoid adlı yapılara sahiptirler. Böylece kendilerini toprağa bağlarlar. Üzerlerinde yapraksı yapılar bulunur. Sporla çoğalırlar. Toprağın oluşumu için önemlidirler. Erozyonu önlerler. Ayrıca toprakta su tutucu olarak da kullanılırlar. Kara yosunlarının ormanlarda erozyonu önleyen birinci unsur olduğundan toplanmaları uluslararası antlaşmalarla yasaklanmıştır.